Jet yakıtı piyasasında büyüyen kriz, Avrupa genelinde yaz seyahatleri planlarını yeniden yazdırabilecek bir baskı yaratıyor. Orta Doğu’daki çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kapanmanın enerji akışını sekteye uğratması, rafinerilerden havalimanlarına uzanan tedarik zincirini zorluyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Avrupa’nın elindeki stokların “belki altı haftalık” seviyeye indiğini söyleyerek riskin takvimini somutlaştırdı. Bu sıkışma, yakıt fiyatlarının savaşın başlamasından bu yana yaklaşık iki katına çıkmasıyla birleşince havacılık şirketlerinin maliyet hesaplarını altüst ediyor. Sonuç, şimdiden bazı seferlerin iptali ve ek ücretlerin artışı olarak yolcuya yansıyor; sektör ise “bu yazın” kapasite ve fiyat dengesini koruyup koruyamayacağını tartışıyor.
IEA uyarısı ve AB’nin koordinasyon toplantıları krizi resmileştirdi
IEA’nın bu hafta yayımladığı değerlendirmeler, tartışmayı “fiyat artışı” başlığından “fiziksel arz riski” başlığına taşıdı. Fatih Birol’un stoklara ilişkin “altı hafta” vurgusu, bazı ülkelerde birkaç aylık rezerv bulunmasına rağmen Avrupa genelinde dengesiz bir tablo olduğuna işaret ediyor. IEA verilerine göre bazı ülkeler 20 günlük koruma eşiğinin altına inerken, 2020’den bu yana stokların ilk kez bu kadar aşağı seviyelere yaklaştığı hatırlatıldı; 23 gün altı ise bazı havalimanlarında fiili sıkıntı ihtimalini güçlendiriyor.
Bu çerçevede Avrupa Komisyonu, yakıt arzını izleyen mekanizmaları devreye aldı. Komisyon Sözcüsü Anna Kaisa Itkonen, tedarik akışının yakından takip edildiğini ve üye ülkelerle temasın sürdüğünü açıkladı. Petrol Koordinasyon Grubu ile Gaz Koordinasyon Grubu’nun toplantıları, özellikle lojistik kırılmalar ve olası acil adımların eşgüdümünü hedefliyor. Gündemde, gerekirse rasyonlama ve operasyonel esneklikler gibi olağanüstü seçeneklerin koordinasyonu da yer alıyor.
Konunun arka planı ise jeopolitik: Argus Media’da Avrupa jet yakıtı fiyatlandırmasını izleyen Amaar Khan, boğazın kapalı kaldığı her gün Avrupa’nın arz açığına yaklaştığını vurguladı. Khan’a göre Hürmüz, Avrupa’nın jet yakıtı ithalatının yaklaşık %40’ını besliyor ve çatışmalar sonrası boğazdan jet yakıtı akışı durdu. Bu baskı, AB’nin “toolbox” olarak anılan enerji önlem paketi çalışmalarını da hızlandırdı. Konuya ilişkin arka planı derleyen Enerji Ajansı jet yakıtı krizi dosyası, stok ve koordinasyon tartışmalarının neden hız kazandığını özetliyor.

Havayolları kapasiteyi kısıyor, maliyet yolcuya bilet ve ek ücretlerle yansıyor
IATA verilerine göre jet yakıtı, havayollarının toplam giderlerinde yaklaşık %30 ile en büyük kalem. Bu nedenle fiyat şoku, bilançolara doğrudan ve hızlı yansıyor. IATA Genel Direktörü Willie Walsh, IEA’nın tablosunu “sarsıcı” diye nitelendirerek Avrupa’da yakıt yetersizliği nedeniyle iptallerin başlayabileceği bir pencere olarak “Mayıs sonu”na dikkat çekti; Asya’nın bazı bölgelerinde benzer etkilerin halihazırda görüldüğünü söyledi. Walsh ayrıca, alternatif tedarik hatlarının güvence altına alınmasının yanı sıra, otoritelerin gerekirse slot muafiyetine kadar uzanan iyi koordine edilmiş planlara sahip olmasının önemini vurguladı.
Şirketler ise kamuoyuna temkinli mesajlar verirken operasyonu yeniden ayarlıyor. SAS, ayın başında yakıt maliyetlerindeki sert yükseliş nedeniyle nisan ayında “en az bin” uçuşu iptal edeceğini duyurdu. KLM, artan kerosen maliyetleri gerekçesiyle gelecek ay 160 uçuşu iptal edeceğini ve bazı hatların artık finansal olarak sürdürülemez hale geldiğini açıkladı. easyJet ise 2026 mali yılının ilk yarısı için vergi öncesi 540-560 milyon sterlin aralığında zarar beklentisi paylaşırken, talebin özellikle Paskalya döneminde güçlü seyrettiğini bildirdi; bu da maliyet şokunun “talep zayıflığı” ile dengelenmediği bir döneme işaret ediyor.
Maliyetlerin yolcuya yansıması yalnızca bilet fiyatlarıyla sınırlı değil. ABD’li taşıyıcılar Delta, United, American Airlines, Southwest ve JetBlue son haftalarda kayıtlı bagaj ücretlerini artırdı. United CEO’su Scott Kirby, yakıt fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde bunun yıllık maliyetlere 11 milyar dolar ek yük getirebileceğini belirtti. Asya tarafında Cathay Pacific hat genelinde yakıt ek ücretlerini yaklaşık %34 artırdı; Air India ise bazı uçuşlara 280 dolara varan ek ücretler getirdi. Avrupa’da da benzer baskı, ücret ve tarifelerde düzenlemeleri tetikliyor; bu tablo, yaz döneminde ulaşım maliyetlerinin “tek kanaldan” değil, birçok ücret kalemi üzerinden yükselmesine neden oluyor.
Hürmüz kapanmasının tedarik zinciri etkisi Avrupa Asya uçuş ağını yeniden şekillendiriyor
Jet yakıtının uçağa ulaşması, ham petrolün rafinerilerde işlenmesinden sonra gemi ve boru hatlarıyla taşınmasına, ardından havalimanı depolarında saklanmasına dayanıyor. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan kesinti, bazı taşıyıcıların daha yüksek stokla avantaj yakaladığı, bazılarının ise hızla kısıntıya gittiği bir “eşitsiz etki” yaratıyor. Clearview Energy Partners’tan Jacques Rousseau, büyük havayollarının finansal güçleri sayesinde kıtlık dönemlerinde daha dayanıklı kalabildiğini vurguluyor.
Krizin küresel boyutu da bu noktada belirginleşiyor. Raymond James’ten Pavel Molchanov, boğazın kapanması nedeniyle piyasaya günlük 10-15 milyon varil petrolün ulaşmadığını söyledi. IEA’nın acil durum rezervlerinden 400 milyon varil petrolü piyasaya sürmesine karşın Molchanov, bu hacmin tamamının piyasaya yansımasının zaman alacağını belirterek kısa vadede rahatlama beklemediğini ifade etti. Bu arada ABD’nin Avrupa’ya jet yakıtı ihracatını artırması dikkat çekiyor: Rousseau’ya göre nisan ayında Avrupa’ya günlük yaklaşık 150 bin varil sevkiyatla normal seviyenin yaklaşık altı katına çıkıldı. Ancak bu tür yön değişiklikleri, navlun maliyetleri ve lojistik kapasite sınırları nedeniyle her açığı aynı hızla kapatamıyor.
Turizm danışmanlık şirketi Tourism Economics, marttaki kapanma sonrası ham petrol fiyatlarının %64 yükseldiğini ve bunun 2022’den bu yana en sert fiyat şoklarından birine işaret ettiğini raporladı. Baş ekonomist Stephen Rooney, rafineri “crack” marjının varil başına 80 dolar ile rekor seviyeye çıktığını ve jet yakıtı fiyatlarını haftalar içinde iki katına taşıyan mekanizmanın burada hızlandığını yazdı. Aynı rapora göre bilet fiyatlarında %5-10 bandında artış beklentisi öne çıkıyor; zayıf talep artışın tamamının yolcuya yansıtılmasını sınırlasa da yazın zirve haftalarında bu “sınır” daha hızlı aşılabiliyor.
Operasyon tarafında sorun yalnızca maliyet değil; ağ planlaması da yeniden çiziliyor. Cornell Üniversitesi’nden Prof. Christopher Anderson, daha uzun rotalar, azalan tarife esnekliği ve birkaç hafta sonrasına yönelik talep belirsizliğinin, havayollarını daha sık program değişikliğine ittiğini belirtiyor. Tourism Economics, Orta Doğu hava sahası kapanmaları ve yeniden rotalama maliyetleri nedeniyle özellikle aktarmalı akışın risk altında olduğunu kaydederken, Avrupa Asya talebinin yaklaşık beşte birinin Orta Doğu aktarmalı gerçekleştiğini hatırlatıyor. Bu tablo uzarsa, yolcular “daha geç rezervasyon yapılan, daha sık değişen tarifeler ve daha az düşük fiyatlı koltuk” ile karşılaşabilir; yazın en yoğun haftalarında belirsizliği asıl artıran da bu.





