İran, Hürmüz Boğazı’nda gemiler için güvenli geçiş önerisi sundu

i̇ran, hürmüz boğazı'nda gemilerin güvenli geçişini sağlamak için yeni bir öneride bulundu. bölgede deniz trafiğinin güvenliği ve istikrarı üzerine önemli adımlar.

İran, ABD ile üzerinde uzlaşılan iki haftalık ateşkese rağmen Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kısıtlamaları gevşetmek yerine, gemiler için “güvenli geçiş” adı altında yeni bir güvenlik önerisi ortaya koydu. Tahran’ın çizdiği çerçeveye göre geçiş, İran makamlarıyla önceden koordinasyon kurulmasına ve belirlenen bir koridorun kullanılmasına bağlanıyor; ABD ve İsrail’le bağlantılı olduğu belirtilen gemilere ise izin verilmeyeceği vurgulanıyor. Çarşamba günü devreye giren ateşkesten bu yana boğazdan yalnızca çok sınırlı sayıda geminin geçebilmesi, deniz trafiğinin normale dönmediğine işaret ediyor.

Bu tablo, küresel enerji ve taşımacılık piyasalarında gerilimi canlı tutuyor. Hürmüz’ün tam olarak açılmaması ve ateşkesin İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle kırılgan görülmesi, petrol fiyatlarının yeniden yükselmesine yol açtı. Saha gerçekliği ise daha sert: Uluslararası denizcilik haber ve veri kaynağı Lloyd’s List’e göre bölgede 800’ü aşkın gemi beklemede. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından Tahran’ın boğazı kapatması, körfez hattında taşımacılığı kilitlemiş; sigorta maliyetlerini ve arz endişesini büyütmüştü. Şimdi “kontrollü açılım” söylemi öne çıksa da, sektör güvenlik garantisinin nasıl işleyeceğini ve uluslararası sularda seyrüsefer serbestisiyle çatışıp çatışmayacağını yakından izliyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı güvenli geçiş önerisi ne içeriyor

İran Dışişleri Bakanlığı, İran’a yönelik saldırılara katılmadığı belirtilen ülkelerin gemilerinin Tahran’ın koordinasyonuyla Hürmüz’den geçebileceğini açıkladı. Aynı metinde ABD ve İsrail ile bağlantılı gemilere izin verilmeyeceği belirtildi; boğazdaki güvenlik risklerinden de bu iki ülkenin sorumlu olduğu savunuldu. Bu yaklaşım, resmi söylemde “risk yönetimi” olarak sunulurken, fiiliyatta geçişin koşula bağlanması anlamına geliyor.

İran Devrim Muhafızları’nın geçiş planlayan gemilere “deniz mayınları ile temasın önlenmesi” için koordinasyon çağrısı yapması, önerinin güvenlik ayağını öne çıkarıyor. Paylaşılan haritalarda, İran kıyıları ile Larak Adası arasındaki güzergâhın işaret edilmesi dikkat çekti. Lloyd’s List bu hattı “geçiş ücretine tabi” bir rota olarak nitelendirirken, sektör temsilcileri açısından soru aynı: Bu koridor zorunlu hale gelirse, deniz güvenliği gerekçesi ticari bir mekanizmaya mı dönüşecek?

i̇ran, hürmüz boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için yeni öneriler sundu, bölgedeki deniz trafiğinin güvenliği artırılmaya çalışılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın boğazın “tamamen, derhal ve güvenli biçimde” açılmasını kabul ettiğini söyledi. Ancak Tahran’ın on maddelik planında Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün sürdürülmesi vurgusu yer alıyor. Kontrol iddiası güçlendikçe, teklif edilen “güvenli geçiş” formülü hem siyasi hem ticari bir kaldıraç olarak okunuyor.

Denizcilik sektörü ve körfez deniz trafiği ateşkes sonrası neden hâlâ kilit

Ateşkes yürürlüğe girdiğinden bu yana boğazdan geçen gemi sayısı düşük kaldı. Son 24 saatte yalnızca bir petrol tankeri ile beş yük gemisinin geçiş yaptığı bildirildi; oysa 28 Şubat öncesinde Hürmüz’den günlük ortalama 140 gemi geçiyordu. Bu keskin düşüş, koridor ilanlarının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Armatörlerin temkinli duruşu, saldırıların hafızasıyla besleniyor. Savaşın ilk döneminde tanker ve kargo gemilerinin kamikaze İHA’lar, seyir füzeleri ve patlayıcı botlarla hedef alınması, risk algısını kalıcı biçimde yükseltti. Lloyd’s List Genel Yayın Yönetmeni Richard Meade’in “Bir gemi vurulursa, en başa döneriz” değerlendirmesi, sigorta piyasasıyla operasyon planlamasının neden birbirine kilitlendiğini özetliyor.

Japon Armatörler Birliği “bölgenin geçiş için güvenli olup olmadığının hâlâ bilinmediğini” söylerken, Uluslararası Denizcilik Odası’ndan (ICS) John Stawpert da şirketlerin seferleri artırmadan önce sahada net güvenlik koşulları görmek istediğine işaret ediyor. Bu arada petrol ve rafine ürün akışındaki her gecikme, yalnızca enerji fiyatlarını değil, tedarik zincirinin tamamını etkiliyor. Avrupa’da yakıt piyasasına dair tartışmaların büyümesi, bazı başlıklarda Avrupa’daki jet yakıtı krizi gündemiyle birlikte okunuyor.

Bu noktada kritik soru şu: Güvenlik gerekçeleriyle daraltılan geçiş, küresel ticaretin kalp damarlarından biri olan körfez hattında kalıcı bir “yeni normal” mi yaratacak? Piyasaların fiyatladığı risk, sahadaki gemi sayısı kadar, kuralların öngörülebilirliğine de bağlı.

Ücretli geçiş tartışması ve uluslararası sularda hukuki gerilim

Tartışmanın en sert başlığı, “ücretli geçiş” iddiası. Financial Times’ın haberine göre Tahran, Hürmüz’den geçen her varil petrol için kripto para ile ödenmek üzere 1 dolar talep ediyor ve bu yolla yeniden imar için gelir hedefliyor. İran basınında ise mecliste bir komitenin bu uygulamayı mart sonunda onayladığı yazıldı. Sahadaki uygulamaya ilişkin iddialar, geçmek isteyen gemilerin “geçiş kodu” alması ve Devrim Muhafızları eşliğinde tek bir kontrollü koridordan ilerlemesi gerektiği yönünde.

Brüksel’den gelen tepki net: Avrupa Komisyonu Sözcüsü Anouar El Anouni, uluslararası hukukun kamu yararı açısından seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına aldığını vurguladı ve AB’nin “herhangi bir ödeme yapmayı kabul etmeyeceğini” söyledi. Kiel Üniversitesi’nden deniz hukuku uzmanı Nele Matz-Lück ile Lüneburg Üniversitesi’nden Valentin Schatz da Hürmüz’ün ana geçiş güzergâhının uluslararası sular statüsüne işaret ederek sivil gemiler için ücretsiz geçişin esas olduğuna dikkat çekiyor. Schatz, İran’ın Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi veya Uluslararası Adalet Divanı’na taraf olmamasının hukuki yolları pratikte zorlaştırdığını da hatırlatıyor.

Diplomasi tarafında gözler, ABD ve İran heyetlerinin Pakistan’da yapması öngörülen görüşmelere çevrildi. Sürece ilişkin arabuluculuk başlıkları, Pakistan’ın İran hattındaki arabuluculuk trafiği üzerinden de takip ediliyor. Trump’ın ABC News’e, ücretli geçiş mekanizmasının “ortak girişim” benzeri bir modelle işletilebileceğini söylemesi ise Washington’da tartışma yarattı; Beyaz Saray daha sonra boğazın hiçbir kısıtlama olmaksızın yeniden açılması gerektiği yönünde yeniden mesaj verdi.

Hürmüz’deki düğüm çözülmeden, denizcilik şirketlerinin sefer planlarını büyütmesi ve sigorta maliyetlerinin gerilemesi zor görünüyor. Ateşkesin sahaya yansıması, yalnızca siyasi beyanlarla değil, güvenlik rejiminin şeffaflığı ve geçişlerin gerçekten serbestleşmesiyle ölçülecek.