Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Filistin Devleti’nin Birleşmiş Milletler’de tam üyelik statüsüne kavuşmasının “ertelenemez” bir zorunluluk olduğunu söyledi. 15 Nisan’da İstanbul’da, Parlamentolar Arası Birlik’in (PAB) 152. Genel Kurulu marjında düzenlenen Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun ikinci toplantısında konuşan Kurtulmuş, iki devletli çözümün sahada ilerleyebilmesi için uluslararası tanıma adımlarının hızlanması ve BM içinde “üye olma” sürecinin sonuçlandırılması gerektiğini vurguladı. Yaklaşık bir yılda 14 parlamentoyla başlayan platformun bu kez 30 parlamento katılımına yaklaşmasını “ümit verici” diye niteleyen Kurtulmuş, Gazze’de ateşkes ilan edilmiş görünse de insani yardım akışının ciddi kısıtlamalarla karşılaştığını ve krizin derinleştiğini ifade etti. Konuşma, Türkiye’nin hem diplomasi hem de parlamenter temas kanallarını öne çıkararak Filistin dosyasını küresel gündemde tutma arayışının yeni bir halkası olarak kayda geçti.
Kurtulmuş’un İstanbul’daki çağrısı Filistin’in BM’de tam üyeliğine odaklandı
Kurtulmuş, toplantının açılışında Filistin meselesinin artık yalnızca iki taraf arasında bir sınır anlaşmazlığı olarak okunamayacağını, “insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk” tartışmalarının merkezine yerleştiğini dile getirdi. Ona göre Orta Doğu’da kalıcı istikrarın anahtarı, iki devletli çözümün deklarasyonlarda kalmayıp uygulanabilir bir takvime bağlanması.
Bu çerçevede Kurtulmuş, Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun geçen yıl belirlediği üç ana ekseni hatırlattı: 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin Devleti hedefi; Filistinlilerin geleceğine yine Filistinlilerin karar vermesi; parlamentolar arasında şeffaf ve sonuç odaklı bir istişare zemininin büyütülmesi. Kurtulmuş, bu başlıkların “politik iradeyi bağlayıcı girişimlere dönüştürme” gereğini ortaya koyduğunu söyledi.
Toplantıya ilişkin detaylar, sivil ve parlamenter ağların İstanbul’da yoğunlaştığı bu dönemi yakından izleyen haber akışına da yansıdı. Etkinlik, yerel basında da İstanbul’da Filistin’i destekleyen parlamentolar buluşması başlığıyla duyuruldu.

Gazze ve Batı Şeria vurgusu insani yardım ve uluslararası hukuk tartışmasını büyüttü
Kurtulmuş, Gazze’de ateşkes ilan edilmesine karşın yardım girişlerinin “ağır kısıtlamalar” altında kaldığını belirterek, 11 Ekim 2025’ten bu yana Gazze’de 757 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 bin 90 kişinin yaralandığını aktardı. UNRWA dahil yardım kuruluşlarının çok zor koşullarda çalıştığını söyleyen Kurtulmuş, İsrail hükümeti ve parlamentosu kaynaklı düzenlemelerin sahadaki operasyonel alanı daha da daralttığını kaydetti.
Konuşmasında Batı Şeria’daki şiddet, Doğu Kudüs’teki “oldubittiler” ve kutsal mekanlara dönük müdahaleler üzerinden de bir çerçeve kurdu. Kurtulmuş, ramazan ayında Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatıldığına ilişkin değerlendirmesini aktarırken, Kudüs’te Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik saldırıların sürdüğünü söyledi. Bu dil, meseleyi yalnızca güvenlik odaklı okumaların dışına çıkarıp, uluslararası normlar ve insan hakları perspektifine taşımayı amaçlayan bir hatta oturdu.
Kurtulmuş ayrıca, İsrail parlamentosunda Filistinlilere dönük idam cezası düzenlemesine ilişkin tartışmaları da gündeme getirerek, insan hakları uzmanlarının “yaşam hakkı, adil yargılanma güvenceleri ve ayrımcılık” uyarılarına işaret etti. Bu başlıkların, Filistin’deki krizin Birleşmiş Milletler sisteminin etkinliği tartışmalarıyla birlikte ele alındığını söyledi.
Parlamenter diplomasi ve Filistin’in üye olma süreci için yeni eşgüdüm arayışı
Kurtulmuş’un mesajının en kritik kısmı, BM içinde Filistin’in tam üyelik hedefinin “ertelemeye kapalı” olduğu vurgusuyla şekillendi. Daha fazla ülkenin Filistin’i tanımasının tek başına yeterli olmayacağını, ancak birikmiş iradeyi somut ve bağlayıcı girişimlere dönüştürmek için gerekli zemini güçlendireceğini savundu. Bu yaklaşım, “tanıma dalgası” ile üye olma sürecinin eşzamanlı ilerlemesi gerektiği fikrine dayanıyor.
Platformun kendisini nasıl konumlandırdığına dair verdiği örnekler de dikkat çekti. Kurtulmuş, ateşkesin korunması, insani yardım hatlarının açılması ve yeniden imar gündeminin güvenceye alınması için parlamentolar arası daha cesur bir eşgüdüm çağrısı yaptı. Bunun yanında Filistin’de anayasal yenilenme, temel yasaların güncellenmesi, ulusal birlik ve temsil gücü yüksek seçim hazırlıkları gibi başlıklarda “teknik destek ve deneyim paylaşımı” teklif etti.
Bu çizgi, Türkiye’nin son yıllarda öne çıkardığı arabuluculuk ve çok taraflı temas yaklaşımıyla da birleşiyor. Kurtulmuş, parlamentolar üzerinden yürütülen temasların etkili olduğunu savunurken, İstanbul’un çatışmalara çözüm aranan bir müzakere merkezi olarak öne çıkmasını değerli bulduğunu dile getirdi. Filistin dosyasında da benzer bir diplomasi yoğunluğunun sürdürülmesi gerektiğini belirterek, sokaktaki tepkilerin parlamenter zemine daha güçlü yansımasının “sonuç alıcı” olabileceğini söyledi.





