İsrail ile Lübnan arasında on günlük ateşkes yürürlüğe girdi

i̇srail ile lübnan arasında on günlük ateşkes başladı. bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak kabul edilen bu ateşkes, taraflar arasında geçici bir barış fırsatı sunuyor.

İsrail ile Lübnan arasında, haftalardır süren çatışma ve karşılıklı askeri operasyonların ardından ilan edilen on günlük geçici ateşkes gece yarısı itibarıyla yürürlüğe girdi. Süreç, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmayı kamuoyuna duyurmasıyla hız kazanırken, Washington’un devreye girdiği temasların iki ülke arasında uzun yıllar sonra doğrudan hat kurulmasına kapı araladığı belirtiliyor. Buna karşın sahadaki gerilim tamamen dağılmış değil: Beyrut’ta ateşkesin başlaması bazı mahallelerde silah sesleriyle kutlanırken, yerinden edilmiş aileler uyarılara rağmen güney bölgelerine ve başkentin güney banliyölerine doğru yola çıktı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ateşkesi “barış çabalarını ilerletmek” için kabul ettiklerini söylerken, İsrail birliklerinin güneyde oluşturulduğu ifade edilen güvenlik hattından çekilmeyeceğini vurguladı. Hizbullah cephesi ise çekilme olmaması halinde çatışmaların yeniden alevlenebileceği mesajını verdi. Gözler şimdi ateşkesin sahada ne kadar korunacağına ve diplomasi masasında hangi başlıkların ele alınacağına çevrildi.

İsrail Lübnan ateşkesi gece yarısı başladı, Washington arabuluculuğu öne çıktı

Geçici ateşkes, Lübnan yerel saatine göre 00.00 itibarıyla devreye girdi. Sürecin kamuoyuna duyurulmasında ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları belirleyici olurken, anlaşmanın, haftalardır devam eden İsrail saldırıları ve kara unsurlarının dahil olduğu operasyonlar sonrasında çatışmayı durdurma amacı taşıdığı aktarıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafında yürütülen temaslarda Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun arabuluculuk rolü öne çıkarıldı. Bakanlık açıklamasında, anlaşma çerçevesinde İsrail’in “planlı, yakın ya da devam eden saldırılara karşı” kendini savunma hakkını saklı tuttuğu vurgulandı; bununla birlikte İsrail’in ateşkes süresince Lübnan’daki “sivil, askeri ve diğer devlet hedefleri dahil” hedeflere yönelik saldırgan operasyon yürütmeyeceği ifade edildi.

i̇srail ile lübnan arasında on günlük ateşkes yürürlüğe girdi. bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik bu adım, barış ve istikrar için önemli bir fırsat sunuyor.

Trump Aoun ve Netanyahu ile temaslarını duyurdu, Beyaz Saray daveti gündemde

Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştüğünü belirterek ateşkesin resmen başlatılması konusunda mutabakata varıldığını açıkladı. Aynı açıklamalarda Trump, iki lideri Beyaz Saray’a davet etmeyi planladığını da duyurdu; görüşmeleri, iki ülke arasında 1983’ten bu yana “anlamlı” nitelikte bir temas olarak çerçeveledi.

Bu vurgu, ateşkesin yalnızca sahadaki silahların susması değil, aynı zamanda diplomasi kanalının yeniden işletilmesi için bir eşik olarak görüldüğüne işaret etti. Ancak masanın önünde, Lübnan içinde Hizbullah’ın konumu ve sınır hattındaki güvenlik düzenlemeleri gibi zor başlıklar duruyor.

Güneyde güvenlik bölgesi tartışması ateşkesin kırılganlığını artırıyor

İsrail tarafı, çatışmanın Lübnan devletiyle değil, ülkede etkin olan İran destekli Hizbullah ile yürütüldüğünü vurguluyor. Netanyahu, video mesajında İsrail’in güneyde bir güvenlik bölgesi oluşturduğunu ve bunun Lübnan topraklarında yaklaşık 10 kilometre derinliğe uzanacağını söyledi; İsrail birliklerinin bu hat üzerinden çekilmeyeceğini de açıkça dile getirdi.

Bu yaklaşım, ateşkesin uygulamasında en kritik gerilim noktası olarak öne çıkıyor. Hizbullah cephesi, İsrail’in çekilmemesi halinde “direnme hakkı” söylemini öne sürerek yeniden çatışma riskinin canlı olduğunu kayda geçirdi.

Beyrut’ta kutlama sesleri, güneyde geri dönüş hareketi: sahadaki psikoloji değişiyor mu?

Ateşkesin başlamasından hemen sonra Beyrut’un farklı noktalarından silah seslerinin duyulduğu, bazı sakinlerin bunu kutlama amacıyla havaya ateş açarak yaptığı bildirildi. Bu tablo, savaş yorgunluğunun ve kısa süreli de olsa bir “normalleşme” beklentisinin şehir hayatına nasıl yansıdığını gösterdi.

Öte yandan yerinden edilmiş aileler, yetkililerin “ateşkesin kalıcılığı netleşmeden dönmeyin” uyarılarına rağmen güney Lübnan’a ve Beyrut’un güney banliyölerine doğru hareket etmeye başladı. Yolculukların başlaması, ateşkesin toplumsal etkisini daha ilk saatlerden görünür kılarken, olası bir ihlalde sivil risklerin artabileceğine işaret ediyor.

On günlük ateşkesin arkasındaki diplomasi trafiği ve bölgesel denklem

Anlaşmanın, İsrail ve Lübnan’ın Washington’daki büyükelçileri arasında yapılan bir toplantının ardından şekillendiği, sonrasında Trump ve Rubio’nun telefon görüşmeleriyle sürecin tamamlandığı bildirildi. Bu temasların, iki ülke arasında onlarca yıldır kayda geçen ilk doğrudan diplomatik görüşmeler arasında yer aldığı aktarılıyor.

Lübnan tarafının görüşmelere başlamadan önce çatışmaların durdurulması için ateşkes koşulunu öne çıkardığı, buna paralel olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılması başlığının da siyasal tartışmanın merkezinde kaldığı belirtiliyor. İsrail ile Lübnan, İsrail’in 1948’de kurulmasından bu yana teknik olarak savaş halinde; Lübnan içinde İsrail’le ilişkiler konusunda derin ayrışmalar bulunuyor.

1983 anlaşmasının gölgesi ve yeni “barış” arayışı

Trump’ın 1983 vurgusu, tarihsel bir referansı da yeniden gündeme taşıdı. İsrail ile Lübnan o yıl, İsrail’in çekilmesini ve Lübnan’ın İsrail’i tanımasını öngören bir anlaşma imzalamış, ancak Lübnan iç savaşı koşullarında süreç dağılmış ve anlaşma daha sonra feshedilmişti.

Bugünkü barış tartışmaları ise farklı bir zeminde ilerliyor: sınır hattında güvenlik düzeni, Hizbullah’ın askeri kapasitesi ve ABD’nin bölgesel rolü aynı dosyada birleşiyor. Ateşkesin on günle sınırlı olması, tarafların hem sahadaki niyetlerini hem de diplomatik pazarlığın çerçevesini test eden bir ara dönem işlevi görüyor; kritik soru şu: bu süre, gerilimi dondurmakla mı kalacak, yoksa daha geniş bir anlaşmanın kapısını mı aralayacak?