Küresel piyasalar, Orta Doğu kaynaklı gerilim ve enerji arzına dair endişelerin yeniden yükseldiği bir dönemde, dalgalı seyre rağmen yeniden zirve seviyeler gündemine girdi. ABD-İsrail ile İran hattında çatışmaların uzayabileceği beklentisi, Hürmüz Boğazı’na ilişkin sert mesajlarla birleşince petrol fiyatları yüksek kaldı; bu tablo, hisse senetlerinde gün içi sert dönüşleri ve güvenli limanlara yönelimi tetikledi. Yine de ABD’den gelen bazı makro verilerin beklentileri aşması, teknoloji hisselerinde seçici alımlar ve Avrupa’da belirli şirket bilançolarının desteğiyle risk iştahı tamamen kaybolmadı. Piyasa profesyonelleri, bir yandan enerji ve navlun kanalıyla enflasyon riskini yeniden fiyatlarken, diğer yandan Fed ve ECB’nin faiz patikasına ilişkin sinyalleri yakından izliyor. Bu karmaşık tabloda piyasa hareketleri, yalnızca jeopolitik başlıklara değil, aynı zamanda veri akışına, merkez bankası iletişimine ve fon akımlarına da bağlı olarak yön buluyor.
Küresel piyasalarda Orta Doğu gerilimi petrol ve risk algısını belirliyor
Jeopolitik cephede fiyatlamaların merkezinde, İran’ın enerji arzını daha da kısabileceğine dair endişeler ve Hürmüz Boğazı üzerinden gelen açıklamalar yer alıyor. İran Silahlı Kuvvetleri “kontrolün kendilerinde olduğunu” duyururken, Tahran’ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney’in Boğaz’ın “kapalı kalması gerektiği” mesajı, enerji güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Bu atmosferde Brent petrol gün içinde gerilese de 98 dolar civarında yüksek seyrini korudu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın stratejik rezerv adımlarının, yükselişin hızını sınırlasa bile endişeleri tamamen dağıtmadığı görülüyor. Hürmüz’den tanker geçişlerinde kısmi artış ve enerji tesislerine saldırıların azalması da sert sıçramaları frenleyen unsurlar arasında.
Gündemin bir başka boyutu da ticaret ve taşımacılık oldu. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, enerji ürünlerinin ABD limanlarına kesintisiz ulaşması için Amerikan gemisi kullanımını zorunlu kılan yasaya geçici muafiyet getirilebileceğini, ancak bunun kesinleşmediğini söyledi. Bölgedeki güvenli geçiş tartışmaları sürerken, piyasalar Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçiş başlıklarına da odaklanmış durumda; çünkü her yeni açıklama, anlık fiyat tepkileri yaratıyor.

ABD verileri, Fed mesajları ve teknoloji hisseleri zirve seviyeler tartışmasını canlı tutuyor
ABD tarafında veri akışı iki yönlü bir resim çizdi. Haftalık işsizlik maaşı başvuruları 7 Mart ile biten haftada 213 bine gerileyerek beklentilerin hafif altında kaldı. Dış ticaret açığı ise ocakta %25,3 azalışla 54,5 milyar dolara indi.
Buna karşın enflasyon gündemi, enerji fiyatları üzerinden yeniden güçleniyor. Fed’in yakından izlediği PCE verisi öncesinde yatırımcılar, faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin zayıfladığını izliyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi %4,26 civarında seyrederken, 2 yıllık getiri %3,77 ile görülen 7 ayın zirvesi sonrası %3,74 civarında dengelendi.
Siyasi tarafta ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatları yükseldiğinde ABD’nin “büyük üretici” konumuyla kazandığını söylerken, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemenin öncelik olduğunu vurguladı. Trump ayrıca Fed Başkanı Jerome Powell’a yönelik “derhal faiz indirimi” çağrısını yineledi. Enerji Bakanı Chris Wright ise petrolün varil fiyatının 200 dolara çıkmasının olası olmadığını belirterek aşırı senaryoları sınırlamaya çalıştı.
Hisse senetlerinde ise enerji baskısı belirginleşti: New York borsasında Dow Jones %1,56, S&P 500 %1,52 ve Nasdaq %1,78 geriledi. Ancak endeks vadeli kontratlarda gün başlangıcında toparlanma eğilimi, yatırımcıların “haber akışına göre pozisyon” stratejisini öne çıkarıyor. Piyasadaki teknoloji ağırlığının yüksek olduğu düşünüldüğünde, Nasdaq cephesindeki rekor tartışmaları da yakından izleniyor; son dönemdeki seyri özetleyen Nasdaq’ta teknoloji hisseleri rekoru başlığı, risk iştahının tamamen ortadan kalkmadığını gösteren bir referans noktası olarak okunuyor.
Öte yandan Morgan Stanley ve Cliffwater bağlantılı özel kredi fonlarında para çıkışlarını sınırlamaya dönük adımların konuşulması, likiditeye dair hassasiyetin altını çizdi. Sonuçta finans cephesinde fiyatları belirleyen şey yalnızca manşet değil; fonlama koşulları ve kaldıraç da tabloyu şekillendiriyor.
Avrupa, Asya ve Türkiye’de piyasa hareketleri risk yönetimi ve jeopolitik denkleme kilitlendi
Avrupa borsaları, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve ABD’nin yeni ticaret incelemeleri başlatabileceği kaygısıyla günü kayıpla kapattı. Almanya’da önde gelen ekonomi enstitülerinin bahar raporları, enerji maliyetlerinin enflasyonu yukarı itebileceği ve alım gücünü zayıflatabileceği uyarısını öne çıkardı. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW) enflasyonun %2,5e ulaşabileceğini ve alım gücünde %0,6 kayıp yaratabileceğini öngörürken, Ifo Enstitüsü büyüme tahminini aşağı çekerek bu yıl için %0,8 büyüme beklentisini paylaştı.
Şirketler cephesinde bankacılık hisseleri baskı altında kalırken, HSBC’nin Katar şubelerini kapatması sonrasında hisse performansı dikkat çekti; Deutsche Bank ise tazminat davası kaynaklı satışlarla öne çıktı. Buna karşılık Leonardo beklentileri aşan kârla yükseldi; BMW, gümrük vergisi yüklerine ilişkin uyarılarına rağmen alıcılı seyretti. E-ticaret ve dijital dönüşüm temasında Zalando, yapay zekâ hamlesi ve hisse geri alım planıyla güçlü prim yaptı; bu tablo, jeopolitik baskı altında bile dijital ekonomide seçici alımın sürdüğünü gösterdi.
Asya’da ise Orta Doğu’dan gelecek “netlik” beklenirken satış baskısı yayıldı. Bölgenin petrol tedarikine bağımlılığı, uzun sürebilecek bir arz kesintisinin ekonomi üzerinde yaratacağı maliyeti büyütüyor. Güney Kore’nin nafta ihracatına kısıt getirdiğine dair haberler ve Honda’nın elektrikli araç birimindeki yeniden yapılanma maliyetleri, bölge hisselerinde dalgayı güçlendirdi.
Türkiye tarafında Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi günü 13.286,12 puanda %0,65 artıda tamamladı. TCMB politika faizini %37de sabit tutarken, PPK metninde jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyona etkilerinin izlendiği vurgulandı. Kur cephesinde dolar/TL 44,19 civarında seyrederken, yerel yatırımcının gündeminde hem oynaklık hem de risk yönetimi ihtiyacı var.
Günün kalanında gözler, ABD’de büyüme ve PCE başta olmak üzere yoğun veri takvimine çevrildi. Jeopolitik başlıklardan gelen her yeni sinyalin, özellikle enerji fiyatları üzerinden küresel fiyatlamaları yeniden şekillendirmesi bekleniyor; piyasaların “zirve”yi mi, yoksa daha sert bir düzeltmeyi mi konuşacağı, bu iki hattın kesişiminde belirlenecek.





