Haiti’de açlık krizi, son değerlendirmelerde bazı göstergelerde görülen sınırlı iyileşmeye rağmen “kritik seviye”de kalmayı sürdürüyor. Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması’nın (IPC) son analizine göre, Mart ile Haziran dönemi için 5 milyon 830 bin kişinin gıda güvensizliği riski altında olduğu öngörülüyor; bu tablo, ülke nüfusunun neredeyse yarısına denk geliyor. IPC, bu kitlenin içinde 1 milyon 900 bin kişinin “acil” düzeyde bulunduğunu ve kapsamı büyütülmüş insani yardım müdahalelerine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Güvenlik krizi ve tedarik darboğazları, Port-au-Prince’te çetelerin etkisini genişletmesiyle daha görünür hale gelirken; yükselen fiyatlar, gelir kaybı ve yerinden edilme, ekonomik kriz ile iç içe geçen yeni bir kırılganlık döngüsü yaratıyor. Gıda erişimindeki daralma, yalnızca günlük öğünleri azaltmıyor; aynı zamanda beslenme yetersizliği ve gıda kıtlığı riski üzerinden sağlık ve eğitim gibi temel alanlara da yayılıyor. Bu şartlarda, “durum biraz düzeldi” cümlesi sahada ne kadar karşılık buluyor? Yanıt, özellikle başkent çevresinde, giderek daha karmaşık hale gelen sosyal sorunların içinde aranıyor.

IPC analizine göre Haiti’de 5,83 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya
IPC’nin Haiti için yayımlanan son görünümünde, Mart-Haziran döneminde 5 milyon 830 bin kişinin yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşayacağı tahmini öne çıkıyor. Rakam, ülke genelinde gıdaya erişimin hâlâ geniş bir kesim için istikrarsız olduğunu gösterirken, raporda “acil” kategorisindeki 1 milyon 900 bin kişi için hızlı ve ölçekli müdahale çağrısı yapılıyor.
Bu tablo, daha önceki dönemlere kıyasla bazı yerel göstergelerde “sınırlı iyileşme” kaydedildiği not edilse de, ülke genelinde riskin kalıcı biçimde azalmadığını ortaya koyuyor. IPC sınıflandırması, yalnızca gıda miktarını değil, hanelerin buna ulaşma kapasitesini de izliyor; dolayısıyla gelir kaybı, piyasadaki fiyat hareketleri ve ulaşımın kesintiye uğraması, açlık riskini doğrudan büyütüyor.
Sahadaki insani aktörler için asıl sorun, acil kategorideki nüfusa erişimin her geçen ay daha da zorlaşması. Yardımın planlanması kadar, hedef kitleye güvenli biçimde ulaştırılması da belirleyici hale geliyor; bu da bir sonraki başlıkta güvenlik boyutunu öne çıkarıyor.
WFP ve ortaklarının uyarısı: Yardım erişimi güvenlik ve fiyat şoklarına takılıyor
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) daha önceki IPC dönemlerini kapsayan değerlendirmelere dayanarak, Haiti’de her iki kişiden birinin akut açlıkla karşı karşıya kalabildiğine dikkat çekmişti. WFP’nin Roma merkezli açıklamalarında, ulusal kurumlar ve BM ortaklarıyla birlikte yürütülen analizlerde şiddetin, gıda erişimini rekor düzeyde zorlaştıran başlıca etkenlerden biri olduğu vurgulanmıştı.
WFP İcra Direktörü Cindy McCain’in kamuya açık değerlendirmelerinde öne çıkan mesaj net: Milyonlarca insan açlık baskısı altındayken ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması zorlaşıyor. Kurumun yaklaşımı, gıda desteğini yalnızca “yardım” değil, aynı zamanda toplumsal çözülmeyi yavaşlatan bir tampon olarak ele alıyor.
Bu uyarı, yalnızca insani aktörlerin değil, Haiti’nin dijital ve lojistik ekosisteminin de kırılganlığını hatırlatıyor: dağıtım rotaları kesintiye uğradığında, fiyat bilgisi ve tedarik akışı da bozuluyor. Sonuçta gıda kıtlığı algısı derinleşiyor ve piyasa paniği, erişimi daha da pahalı hale getirebiliyor.
Port au Prince’te silahlı grupların etkisi gıda arzını daraltıyor, sosyal sorunları büyütüyor
IPC değerlendirmesinde öne çıkan yapısal risklerden biri, başkent Port-au-Prince’in yaklaşık %90’ının silahlı grupların kontrolü veya etkisi altında olduğu yönündeki tespit. Bu durum, işleyen bir şehir ekonomisi için kritik olan ulaşım, depolama ve pazar erişimini kesintiye uğratıyor; haneler içinse gelir kaybı ve daha pahalı sepet anlamına geliyor.
Bu güvenlik baskısı, yalnızca ürünlerin şehre girişini değil, şehir içi dolaşımı da zorlaştırıyor. Örneğin bazı mahallelerde pazarların açılıp kapanma saatleri fiilen “güvenli saatler”e göre belirleniyor; bu da özellikle günlük kazançla yaşayan ailelerin gıda satın alma düzenini kırıyor.
Şiddet kaynaklı yerinden edilme de tablonun bir parçası. WFP’nin daha önceki bilgilendirmelerinde, çatışmalardan kaçıp geçici barınaklara sığınan binlerce kişinin “ciddi” açlık riskiyle karşılaştığına dikkat çekilmişti. Bu hareketlilik, sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırırken beslenme yetersizliği riskini artırıyor; özellikle çocuklar ve hamileler için etkileri daha ağır olabiliyor.
2021 suikastı ve 2021 depreminden sonra kronikleşen kırılganlık döngüsü
Haiti’deki kırılganlık, tek bir şoka dayanmıyor. Temmuz 2021’de Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikastıyla derinleşen siyasi belirsizlik, aynı yıl Ağustos’ta yaşanan 7,2 büyüklüğündeki depremle ağırlaştı; depremde 2 bin 200’den fazla kişi hayatını kaybetti ve on binlerce ev yıkıldı. Bu iki olay, temel altyapı ve kamu kapasitesi üzerindeki baskıyı kalıcı hale getirdi.
Ardından enflasyon, kolera vakaları, kaçırma olayları ve çete çatışmaları, ülkenin toparlanma alanını daralttı. BM değerlendirmelerinde, başkentteki güvenlik ortamının “savaş halindeki bir ülke” düzeyine yaklaştığı yönündeki tespitler, insani operasyonların maliyetini ve riskini artıran bir çerçeve oluşturdu.
Bu zeminde gıda erişimi sorunu, kısa vadeli bir dalgalanma olmaktan çıkıp, sosyal sorunlarla beslenen uzun soluklu bir krize dönüşüyor. Tam da bu nedenle, bir sonraki başlıkta küresel tedarik şoklarının yerel etkisi daha görünür hale geliyor.
Küresel tedarik aksaklıkları ve ekonomik kriz, insani yardım ihtiyacını kalıcılaştırıyor
IPC analizinde, küresel ölçekte yaşanan aksaklıkların Haiti’ye yansıdığına da işaret ediliyor. Özellikle enerji ve lojistik maliyetlerini etkileyen bölgesel gerilimlerin, gıda tedarik zincirlerinde dalgalanma yarattığı; bunun Haiti gibi ithalata bağımlı ekonomilerde fiyatları ve bulunurluğu doğrudan etkilediği vurgulanıyor.
Ülke içinde ise ekonomik kriz ile güvenlik sorunu birbirini besliyor: gelirler erirken gıda fiyatları yükseliyor, yükselen fiyatlar toplumsal gerilimi artırıyor, artan gerilim de piyasa akışını daha kırılgan hale getiriyor. Bu döngü, akut gıda güvensizliği yaşayan kitleyi büyütürken, yardımın yalnızca acil dağıtım değil, süreklilik gerektiren bir sistem haline geldiğini gösteriyor.
Bu koşullarda insani yardım operasyonlarının önündeki temel soru “ne kadar yardım”dan çok “yardıma nasıl erişilecek” sorusuna dönüyor. Haiti’de açlık baskısının gerilemesi, yalnızca gıda teminiyle değil; güvenli koridorlar, işleyen pazarlar ve yerinden edilen nüfusun yeniden ekonomik hayata katılımıyla mümkün olabilecek bir eşik olarak duruyor.
“Sınırlı iyileşme” neyi değiştiriyor, neyi değiştirmiyor?
Raporlarda yer alan sınırlı iyileşme ifadesi, bazı bölgelerde erişimin geçici olarak artması veya belirli dönemlerde fiyat baskısının kısmen hafiflemesi gibi gelişmelere işaret edebiliyor. Ancak Haiti’de riskin “kritik seviye”de kalması, bu tür hareketlerin kırılgan ve tersine dönebilir olduğunu gösteriyor.
Port-au-Prince çevresinde bir pazarın bir hafta daha düzenli açılması, bir aile için öğün sayısını artırabilir; ama aynı ailenin ertesi ay yolu kesildiğinde, kriz daha sert geri dönebiliyor. Bu nedenle, IPC’nin çizdiği çerçevede mesele yalnızca bugünün açığı değil, yarının belirsizliği.
Önümüzdeki dönemde göstergelerin yönünü belirleyecek unsur, güvenlik ve piyasa erişimindeki gerçek toparlanmanın, acil yardımın ölçeğiyle aynı anda ilerleyip ilerleyemeyeceği olacak. Haiti’de açlık krizini aşağı çekecek eşik, tam da bu iki hattın kesiştiği yerde bulunuyor.





