Analiz, Haber, Türkiye

Bizde niye böyle binalar yok sorusuna verilebilecek 12 yanıt

Bizde niye böyle binalar yok sorusundaki özne tabii ki resimdeki bina / binalar değil..

Bunu anlamış olacaksınız ki şuan bu yazıyı halen okuyorsunuz.Yeniliklere , sıradışılığa , maceraya karşı ne derece hazırlıklıyız?Bu yazıda bunları sorguladık..

Mimari ve mimarlık kavramları bizim için sadece inşaat’tan mı ibaret?.Özellikle son yıllarda zirveye oynayan Starchitects eseri tasarımlardan bizde niye yok?.Biraz fazla sorgulayıcı başladık belki, belki biraz bam teline dokunacağız yazının devamında ama birilerinin de bunu sorgulaması gerekirdi..

Bu yazımızda mimarlık ve mimari için damga vuracak tespitleri paylaştık.Sıradışılık ve cesaret kavramlarının altının boşluğunun nedenlerini sorguladık.

Siyasetten duygusal nedenlere, duygusal nedenlerden eğitime, eğitimden ilişkilere ve ticaret hayatımıza kadar alışkanlıklarımızı sorgulama üzerine bir yazı hazırladık.

İşte bizde niye böyle binalar yok sorusuna yönelik kimilerine göre iç karartıcı bir tablo, kimilerine göre de gerçeklerin bir aynası;

12.)Yasal mevzuatlar, bürokrasi ve siyaset..

Bu konular maalesef ülkemizde her şeyden önce geliyor.Kuralları esnetmek cesaretine girememe konusunda belki kızacaksınız ama ben de bürokratlara hak veriyorum.Taviz tavizi doğurur mantığından yola çıkarak belediye gibi siyaset mekanlarında inşaat ruhsatlarının tek elde toplanması bile bu konuda yeterli..

Bunun yanı sıra çekmeler, çıkmalar, estetik komisyonları, plan notları, gibi yer yer fazla abartılan sınırlamalar tasarımı zaten tektipleştiriyor.

11.)Ekip çalışması, başarının anahtarıdır..

Bizde başarısızlıklar ekibe mal edilirken (en azından çoğunlukla), başarılar tek kişi tarafından sahiplenilir.Durum böyle olunca balon etkisiyle yükselen starlarımız yine balon etkisiyle tek tek patlamaktadır.Oysa grubun başarını öne çıkararak lanse edilen çalışmalar her daim devam filmi niteliğinde olmuştur.

10.)Başarıyı ödüllendirmek noktasında cüretkar adımlar gerekir..

Takdir etmek, teşekkür etmek, tebrik etmek ve iltifat etmek konusunda pek iyi sayılmayız..kuyu kazmayı, adam tutmayı ve taş atmayı çok seven bir milletiz. 🙂

9.)Pek macerayı sevmiyor olabiliriz..

Daha basitini yaparak kazanmak dururken neden macera arayalım ki?.

8.)Yeniliklere açık bir pazarımız olmayabilir..

Alışmış kudurmuştan beterdir belki de..Ya da şu daha çok hoşunuza gidebilir; ”en kısa yol bildiğin yoldur” 🙂

7.)Belki de esinlenmiyoruz, direkt çalıyoruz..

Yükselene tahammülümüz yok, destek vermek hak getire..Hadi bunu bir kenara bıraktık, o yapan adam nasıl yaptı orası işte gerçekten tam bir muamma..

6.)Belki de iyi eğitilmiyoruz..

Okullarda ders süresini doldurmayı amaçlayan bir nesil, tatili dört gözle bekleyen bir millet mi olduk?

5.)Belki de iyi yönetilmiyoruz?

Eğitime, sanata ve mimariye çarpık kentleşmeye rant uğruna, oy uğruna göz mü yumuyoruz?.

4.)Geçmişten yeterince ilham almıyor olabiliriz..

Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur da biz bilmiyoruz belki..Daha fazla odaklansak olacak belki..

3.)Dünya’yı ve trendleri takip eden girişimcilerimiz olmayabilir..

Aslında bu masanın her iki yanı için de geçerli..Gerek mimarlar gerekse de işverenler nezdinde yatırımın nihayi sonucu olarak geri dönüş süreci odaklı çalışmalara yoğunlaşıyoruz.

2.)Sıradışı yapılar için sıradışı yatırımcılar gerekir..

Sizin tanıdığınız sıradışı yatırımcı var mı?.Nasıl daha kısa yoldan daha fazla para kazanırım zihniyeti hemen her dönemde mimarinin önüne geçmiştir.İstisnalar hariç..

1.)Yakalanan fırsatları değerlendirmek gerekir..

Bazı fırsatlar insana hayatta çok az sayıda ve bazılarına da neredeyse hiç uğramaz.Bu fırsatlar yakalandığında en iyi şekilde değerlendirmek gerekir.Ben bugün ün salmış mimarların başarısındaki sırlardan biri olarak ellerine geçen fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeleri ve sonrasında zincir etkisiyle devamının gelmesine bağlıyorum.Eğer o fırsatları yeterince iyi değerlendirmeselerdi bugün adlarını bilmeyebilirdik.

Yazımızın başında da belirttiğim üzere bu bir özeleştiri yazısı, en başta şahsım ve içinde yaşadığım toplumda sezimlediklerimi yorumlamaya çalıştım.

Bizim de (günümüzde de dahil olmak üzere) nam yapmış başarıya ulaşmış yapılarımız ve tasarımcılarımız var elbette..Dünya’dan turist çeken ve özenti duyulan binalarımız var ve olacaktır.Ama bu artık kanıksanmış bir olgu değil, arada sırada görmeye alıştığımız, dergilerde rastladığımız şeylerden..

Neden sıradışılığı daha fazla tatmayalım ki?.

Sizin için seçtiklerimiz

Bir Cevap Yazın